9 Mart 2019 Cumartesi

Uzun Zaman Oldu

 Burayı unutmuş değilim aslında. Sadece uzun zamandır bir şeyler yazmaya elim gitmiyor. Kendimi dışardaki hayatıma çok fazla kaptırdım galiba, hayatımdaki değişikliklere alışmam gerekiyordu belki çünkü hala bu değişiklikler konusunda garip hissediyorum. Eski yazılarımda yazdığım gibi -onları silmediysem eğer- hayatımdan çok mutsuzdum ve kendimi kapana kısılmış hissediyordum. Okuduğum bölümle hiçbir alakam yoktu ve geleceğim benim için pek iç açıçı eğildi. Anlık bir kararla ve cesaretle bölümü bıraktım ve yeni bir bölüme başladım. Doğduğum şehre hatta ilçeye geri döndüm. Dokuz senenin ardından burda olmak hala garip geliyor. İlginç bir şekilde sanki hiç gitmemiş gibi hissediyorum. Ait olduğum yere geri dönmüş gibiyim. Hayır, ait olduğum yer değil aslında olmam gereken yerdeyim. Sanki hayatımda hangi yollara sapmış olursam olayım yine de şu an olduğum noktaya gelecektim.
 Belli bir yaştan sonra bölüm değiştirmek ve kurduğum düzeni bozmak kolay değildi. Çok mutlu olmasam da memnun olduğum bir hayatım vardı sonuçta. Kabus gibi geçen senelerin ardından bu yeni hayatımı bozmak aptallık olur muydu diye düşündüm. Belki de bu bana verilen bir hediyeydi ve ben onu çöpe atacaktım ama korkmaktan sıkılmıştım ve her şeyi bırakıp gittim. Aldığım risklere değdi diyebilirim. Hayatım birdenbire değişti, çok fazla insanla tanıştım ve farklı tecrübeler edindim. Gerçi hala nasıl bir insan olmam gerektiğini çözmeye çalışıyorum. Sanırım insan ne kadar kaçarsa kaçsın kendisiyle barışamadıktan sonra nereye gittiğinin önemi kalmıyor.
 Ben kimim? Neler yapıyorum? Neler yapmaktan hoşlanıyorum? Ne istiyorum? Hala bu soruların cevabını arıyorum. Bazen hayatım tam olması gerektiği gibi geliyor, insanların arasında karışıyorum, hoş sohbet olmaya çalıyorum. Artık insanların gözünde beni garipseyen bakışlar görmüyorum çünkü artık ben de onlardan biriyim.
 Çocukken bu kadarı yeter sanıyordum. Beni seven arkadaşlarım ve sevgilim var. ''Sevgili''. Hala bu kelimeye alışamadım. Artık görünmez değilim, insanlar beni hatırlıyor. Ama günün sonunda bunların hepsi bir kamuflaj gibi geliyor. Sanki bu ben değilim. Sadece insan taklidi yapan bir ''şey''im ben. Gördüğüm rüyadaki gibi, oluşturduğum yapay kişiliğim beni bırakıp gitmiş. Onu uzaktan izliyorum. Hayallerinin peşinden koşuyor, seviliyor, genç ve güzel. Zeki de sayılır. Bense mutsuzum ve çirkinliğimde boğuluyorum. Sevilmiyorum ve kimseyi de sevmiyorum. Bu nasıl olabilir? Aynı kişiyiz sonuçta. Nasıl bu kadar farklı olabiliriz? Bilmiyorum. Üstüne pek fazla düşünmemeye çalışıyorum, bir şekilde yaşamaya devam ediyorum işte.
 Yalnızım, yazıyorum, hava kararıyor ve sakin bir şeyler dinliyorum. Sanırım en mutlu olduğum anlar bunlar.