29 Mayıs 2016 Pazar
..
Bu senenin özetini geçmem gerekirse aynı şekilde günlüğüme yazdığım cümleleri buraya geçirmek isterim. Nasıldı bu sene? Kuytu bir kenar mahallede iki kuruş için dilenen bir dilencinin başından aşağı güller dökmek gibiydi. Yani böylesini hak ettim mi? Hak ettiysem bile ihtiyacım olan bu muydu? Bilemiyorum. Anlam veremedim. Hayat beni bu kadar yıpratıp bitkisel hayata soktuktan sonra önüme lezzetli yemeklerle gelmesi garip ve komik geldi. Aslında şu an kafam pek iyi değil yani ne yazdığımı tam olarak ben bile bilmiyorum. Sadece klavyeye basıyorum. Şu an yaptığım büyük nankörlük ayrıca. Hayatım böylesine güzelken gelmiş buraya saçma sapan şeyler yazıyorum. Çok mükemmel olaylar yaşamadım aslında. Arkadaşlarım oldu. Evet, bu bile benim için büyük bir şey inanır mısın? Aşk acısını bile tattım bu sene ve evet bu benim güzel bir deneyim. Tabii o kadar insan dururken gidip öğretmenimden hoşlanmam da iyi bir başlangıç olmadı. Yani imkansızlığı da tattım bu sene. Her neyse. Yine de sonuç olarak bir dilencinin üstüne en pahalı gülleri dökseniz bile bir dilenci hayatının sonuna kadar dilenci olarak kalır değil mi? Sadece oturduğu yerden güllerin kuruyup gitmesini izler durur. Mutlu olmuştur tabii ama dediğim gibi ihtiyacı olan şey bu muydu? Bilinmez.
21 Mayıs 2016 Cumartesi
Uzun Zaman Sonra
Annem hep derdi bana, büyük konuşma, diye. Kızardım çünkü ''Yapmam.'' dersem yapmazdım ben. Bu söylediğime bilgisayarın ekranına üflediğim sigara dumanı bile gülüyor artık. Sigara mı? Hayatta denemem bile! Anlamam millet nasıl o kadar para veriyor? Kendini kesmek nedir ya? Hangi soruna çözüm buluyor ki bu? Alkolse tam para israfı işte. Peki ya aşk? Abartılmış bir duygu, inanmıyorum ben var olduğuna. İşte ben bu seneye koyacak olsam bir isim ''Tükürdüğünü Yalamak'' derim. Aslında inanmıyorum dediysem aşka, bu biraz da kendi kıskançlığımdan. Etrafımdaki herkes birilerine karşı güzel hisler beslerken ''Ben insan değil miyim?'' diye düşündüğüm çok olmuştur hatta ''Ne kadar imkansız olursa olsun çıksın artık karşıma.'' demişliğim de. İşte ikinci bir hayat dersi! ''Ettiğin duayı dikkatli düşün, gerçek olabilir.'' Pekte bir şey yazasım yok açıkçası, bloğuma bir şeyler karalamak istediğimden geldim ben. Anlatmak isterdim tüm senemi detaylarıyla ama kelimeler dökülemiyor bir türlü. Bu imkansız aşkı ise Roromiya'ya anlatarak bir hayli kafasını şişirdim, burdan da kendisine çok teşekkür ederim. Sen yine de bir ışık görüyordun ama gerçekten imkanı yok bu işin. Yaptığım tek şey ismimi vermeden korkakça ama duygulu bir mail atmak oldu. İsmimi açıklayacak cesaretim yoktu ama ilginç şekilde maili okuyunca ben olduğumu anlayacak gibi hissettim. Ne büyük aptallık! Beni tanımıyorken daha nerden bilecek ki o satırları benim yazdığımı? Hoş, aşk mektubundan çok teşekkür mektubuydu. Depresyonumun en dibine vurduğum vakit beni o dipsiz kuyudan çıkardığı için. Denediğim onca yöntem boşa gitmişken tek bir gülüş değiştirdi beni. Mutluyum, bu hislerden hiç şikayetçi değilim. Yine de isterdim o gülüşün sebebi olmayı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)