26 Haziran 2018 Salı


 Çok küçük bir evim var. Her yer dağınık ve kokuyor. Eskiden bu kadar dağınık değildi ama Arthur geldikten sonra hepten dağıldı. Çok küçük bir ev. Ayağıma kedi oyuncakları batıyor, dağıttığı kumlar batıyor. Her yer kirli ve sanki olması gerektiği gibi. Dünümü ve yarınımı hatırlayamıyorum. Hatırlamam gerekir mi ki? Bu yaşa kadar bir sürü şey başarmam gerekirdi. Bir bok beceremedim. Sadece içtikten sonra konuşabiliyorum, yazabiliyorum. Bir ifade etmiyor. Daha hayatın başındayım, dediklerine göre ama çoktan yaşlanmış gibiyim. Kapımı kapattım Arthur'u içeri almak istemiyorum çünkü saldırıyor, acıtıyor. Acıtmak istediğin değil bence sadece oyun oynamak istiyor. Ve yazacak bir şey bulamıyorum. Oysa bir sürü şey denedim. Koroya katıldım tiyatroya katıldım ve çok fazla yazdım. Popüler olmak istedim taa ortaokuldayken. Okulun en popüler kız grubunun lideri oldum. Ne bok demekse bu. Sınıf bastım, alay ettim ve kavga çıkardım. Çocukluk arkadaşımı dövmüştüm ve ağlayarak kaçıp gitmişti. Bravo bana. Liderken bir anda okulun en eziği oldum, nasıl olmuşum hatırlamıyorum. Bu sefer ben dayak yedim, alay edildim. Neyse ilkokul ve ortaokul boktan zamanlar. Niye atlatamıyorum ki? Yine de mutluydum. Nedendir bilmem.
 Merdiven Çocuk merdivenlerinde mutluydu. Tabii bu cümle kimseye bir şey ifade etmez. Nickim Hey Arnold'dan geliyor zaten. Soruyorum da o çizgi filmi pek bilen yok. Merdivenlerimde kalmalıydım, kalırdım da ama benim seçeneğim yoktu.
 Babamdan it gibi korkardım. Neden bu kadar korkardım bilmiyorum? Sadece pazar günleri eve gelirdi ve hep gazete okurdu. Babam deyince hep kocaman bir gazete gelir aklıma. Aile evine gidince hala düşünüyorum suratına bakarken ''Öldürsem mi acaba?'' Uyurken tam zamanı. Hayır, tabii ki yapmam. Geçen sıkıştırdı beni ''Gerçekten benimle ilgili bir tek mutlu anın yok mu?'' ''Yok'' dedim. İçimden ekledim ''Bir rahat bırak artık.''
 Annem çok bağırırdı ve hep beceriksiz olduğumu söylerdi. Ben bir aptaldım. Hala da aptal benim için en büyük küfürdür. Birisi aptal olduğumu söylese hemen gözlerim dolar. Neyse. Annemle babam birbirinden nefret eder. Kendime olan nefretim burdan geliyor bence. Ben bu tiksinç evliliğin tiksinç bir sonucuyum. Bir mikrop gibiyim.
 Yine de bir şekilde yaşayacağım ve ölüp gideceğim. Hiç bir iz bırakmadan. Oysa çocukken çok önemli biri olacağımı zannederdim. Gerçi herkes öyle zanneder. Bir de uzaylı olduğuma inanırdım. Değilmişim. Saçma sapan işler işte.
 Dumanlar ve bok kokusu. Evi sarmış. Yine de iyiyim. Galiba.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder