7 Kasım 2015 Cumartesi

Kürkçü Dükkanıma Döndüm

 Neden yazamıyorum? Ne kadar uğraşsam da kelimeler bir araya gelip anlamlı cümleler oluşturmuyor. Sadece depresif ve bunalmış zamanlarda yazdığım için belki de bu isteksizliğim, buraya geldiğimden beri öyle hissetmedim çünkü. Çöpten saydığım beş senenin ardından bir insan gibi yaşamanın keyfine varmak istedim, bu yüzden yazmaya da vakit bulamadım. Önceden insan gibi hissetmiyor muydum yani? Evet, sadece temel ihtiyaçlarını giderebilen duygusuz bir robottum çünkü. Sabah küfrederek uyan, ölü balık gözlerinle aynaya ‘’Merhaba!’’ de, zorla kahvaltı yap, odana tıkılı kal ve gerçekleştiremeyeceğin intiharını düşün, vücuduna bir sürü abur cubur tıktıktan sonra tatsız bir uykuya dal. Ben buydum. Şimdi bunları tamamen atlatmadım tabii ki ama zamanım tekrar akmaya başladı. Anılarım tekrar oluşmaya başlıyor, tekrar ‘’tat’’ almaya başlıyorum bazı şeylerden. Yaptığım seçim kötü sonuçlanabilirdi ama olmadı. Değişmeye başladığımı hissediyorum, artık yol almaya başladım. Hala yaşamak için bir amaç bulamadım o ayrı. Yürüyorum bol bol, yürürken de düşünüyorum. Ben bu hayatı neden yaşıyorum? Varmak istediğim yer neresi? Önümde duruyor o neden inanın, tam önümde duruyor. Arada görecek gibi oluyorum, heyecanlanıyorum ama birden kayboluyor ve göremiyorum. Belki de ortaya çıkacağı zamanı bekliyor. Ben de o zamana kadar rotasız bir gemi misalı bir sağa bir sola sürükleniyorum. Her şeyin bir anda düzelemeyeceğinin farkındayım, sabretmeyi öğrenmeye başlıyorum.
 Adına ne derler bilmem ama filmlerde görmüşsünüzdür hani ortak problemleri olan insanlar çember şeklinde oturur, herkes kendinden bir şeyler paylaşır. Eskiden olsa asla cesaret edemezdim ama o tarz bir şeye katıldım. O kadar sosyal fobiliyi bir arada görmek saçma bir şekilde komik geldi. Sosyal fobinin bizden neler götürdüğünü konuştuk, ağlanacak halimize bol bol güldük. Çok ağır vakalar yoktu gerçi ileri derecede sosyal fobili bir insan o tarz bir şeye katılamaz diye düşünüyorum. Pazartesi de psikiyatri randevum var, onunla sosyal fobi değil de daha çok okb ve ölüm korkusu hakkında konuşacağım. Bu sene bol bol vaktim var gibi. Hazırlık -şu anlık- çok ağır değil.
 Aslında şehir dışına gittiğimde evimi gerçekten özleyeceğimi düşünmüştüm ama tam tersi hiç sıkıntı çekmiyorum. Gerçi orayı hiçbir zaman evim olarak kabul etmedim. Ailem odamı değiştirmiş, yeni odama da pek alışamadım kendimi şimdiden misafir gibi hissettim.
 Sözde kısa hikayeler yazıyordum ama devamı gelmedi. Gelecek. Sadece zaman lazım bana, onları yarıda bırakmaya niyetim yok. Ha bir de yapmam gereken bir challenge var unutmadım onu. Yakın zamanda onu da yapmaya düşünüyorum. Şu üstüme serpilmiş ölü tozlarından silkinmem lazım.

4 yorum:

  1. aslında hayata gözlerini aradığında başlar insan o uçsuz denide sürüklenmeye, bazen limanını önce bulur, bazen ise vakit alsa da, gittiği yolda karşısına çıkan bilinmezlik ucu açık bir rota bırakır. kimi anlar sorguladığımı hatırlarım bazen neden diye. ardından sıkılırım zihnimde dolaşan suallerden unutuveririm, gün gelir ansızın çıkar karşıma tekrar, bazen ise bir hiç olup göçer gider sessizce. senin adına sevindim doğrusu merdiven çocuk; yeniden tat almaya başlıyorum deyince yazını okurken yüzümde hafif bir tebessüm oluştu. dilerim her yaşam uçsuz güzellikleri serer ve sermeye devam eder ki; bir çığ gibi büyür mutluluk yaşantında. hikâyelerini doğrusu okumadım. bloguna şöyle bir bakınca gözüme çarpmadı da değil şimdi. haberim olduğu halde boş mu vereceğim? elbette hayır. mutlaka okuyacağım. cidden severim insanların kaleminden düşen hayalleri okumayı. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu güzel yorumun için çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  2. Böyle dürüst bir yazı okumayalı çok zaman olmuş. Okuyunca farkına vardım. Kendinle ilgileniyor olman beni mutlu etti. Challenge için acele etme, ölü tozları kaldırmak bazen zaman alabilir. Bu yazıyı pek bir sevdim, canım sıkkınken bol bol okuyabilirim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ''Dürüst bir yazı'' tabiri çok hoşuma gitti gerçekten. ^^ Teşekkürler.

      Sil