24 Ağustos 2015 Pazartesi

Bu Yazının Sonu Bir Yere Varmıyor

 Eve döndüğüm ne kadar belli oluyor değil mi? Yazı yayınlayıp duruyorum. U_U Dün daralarak bir yazı yazmıştım neyse ki o halim geçti şimdi. Son zamanlar hep insan içindeydim, yalnız kalamıyordum ondan daraldım herhalde. İki günden beri hep yalnızdım ve şu an kafam nasıl rahat anlatamam. Yarın da tek başıma gezip iyice kafa dinlerim. Yakın zamanda eski şehrime gideceğim, o günü iple çekiyorum. En yakın arkadaşımı nerdeyse iki senedir görmüyorum. Anlaşabildiğim biriyle karşılıklı saatlerce sohbet etmek nasıl bir duygu unuttum valla.
 Şu aralar günlerim Shameless izlemekle geçiyor. Bayağı sardı. Pek anime izleme modunda değilim. En son Kuragahime'yi bitirdim. Öyle ev arkadaşlarım olması için neler vermezdim? Tam benlikler. Bir ara Welcome to the NHK izliyordum, bayağı sardı ve son üç bölüm kaldı ama ne zamandır elim gitmiyor. Neyse onun da zamanı gelecek. NHK izlerken düşünüyordum: "Lan ne güzel. Milletin karşısına onu kurtaracağını söyleyen kişiler çıkıyor." Sonra aklıma biri geldi. Beni sürekli bu "durumdan" kurtaracağını söyleyen bir kişi. Biz bu kişiye Mehmet diyelim. Mehmet'le internetten tanışmıştık, hepinizin eminim duymuş olduğu bir anime sitesinde çevirmenlik yapıyordu ve o aralar benim sosyal fobim iyice artmıştı. Yani internetten olsa bile birileriyle konuşamıyordum. (Hele karşı cinsse hiç.) Mehmet bana mesaj attı siteden. Tabii mesajı okurken beni bir ter aldı, kalbim çarpıyor. Özel bir şey yok, yani bu normal tepkim. Mehmet'e cevap yazdım çünkü onu kadın sanmıştım, erkek olduğunu bilsem yazmazdım. Neyse bu kısımları çok uzatmak istemiyorum.
 Biz Mehmet'le bayağı konuşmaya başladık. Tabii ben hep kısa ve soğuk cevaplar veriyorum, benden soğusun diye ama bırakmıyor, inadına uzun uzun paragraflar döşüyor adam. Benim tepkiler yine anormal tabii. "1 yeni mesajınız var." yazısını görünce domates gibi oluyorum, ter basıyor. Sonra dedim: "Aman ya bıkarsam siteye bir daha girmem olur biter." ve sanırım hayatımda ilk kez kendimi birisine bu kadar açtım. Hiç kimseye anlatamadığım sorunlarımı anlattım, o da bana anlattı. O sıralar ailemle bile konuşmadığım için hayatımdaki tek kişi Mehmet'ti. Eve gidip hemen bilgisayarı açıyordum. Sayfayı yenileyip duruyordum bir mesaj atmış mı diye. Sabahlara kadar konuşuyorduk. Bana sürekli intiharı düşündüğünü anlatıyordu, ben de vazgeçirmeye çalışıyordum. Aslında o beni kurtaracakken ben onu kurtarmaya çalışıyordum gerçi başaramadım.
  Bu sıkıcı hikayeyi neden anlatıyorum bilmem. Yazmam gerekiyormuş gibi hissediyorum sadece. Yani konuşmalarımız güzel gidiyordu ama her şeyden sıkılan nankör bir insan olduğum için Mehmet'ten de sıkılmaya başladım. Sürekli unutamadığı "o" derdini anlatıp duruyordu ben de hep aynı cümleleri kullanarak onu teselli etmeye çalışıyordum. Yine kısa ve soğuk cevaplar verdim, bu tavrımı hemen fark etti tabii. Artık intihar dediğinde hiç ciddiye almıyordum. Bir delilik yapmak istiyordu, derdinin kaynağını kökünden koparıp kendini de öldürecekti. Bunu o kadar çok söylüyordu ki artık ciddiye almıyordum. Mehmet'in benden hoşlandığını fark ettim, hiç yüz yüze görüşmesekte insan hissediyor. Bende ondan hoşlandım  mı? Biraz. Çok geçmeden çıkma teklifi etti, salağa yatarak "Ay hiç beklemiyordum bunu." dedim, sonrası klasik "ben seni arkadaş olarak görüyorum" muhabbeti. "Seninle çıkarsam" demişti "atlatabilirim gibi hissediyorum." Hiçte umrumda olmadı. Aramıza bir soğukluk girdi, konuşmayı kestik, bir ara mesaj attı ama umursamadım.
 Bir sene geçti sanırım bir gece canım çok sıkıldı, kuzenimin mesaj hakkı vardı bayağı. Aldım telefonu, Mehmet'e mesaj attım kimliğimi gizliyerek. Bir süre kendimce dalga geçip bırakacaktım ama onunla konuşmayı ne kadar özlediğimi fark ettim, kimliğimi açıkladım falan. Bir süre sonra konu yine "o"na geldi. Bu sefer ciddi olduğunu artık bana sürekli anlattığı şeyi gidip yapacağını söylüyordu. Hiç ciddiye almadım, hatta dalga geçerek gaz verdim biraz. Yine de "Yapma." dedim  ama zaten yapacağını sanmıyordum. Eski bir arkadaşımı geri kazandığım için çok mutluydum ama bana yine çıkma teklif ederek olayın içine sıçtı. Güneş doğana kadar konuştuk. Saat ilerledikçe sanki daha bir durgunlaştı sanki. Ertesi sabah mesaj attım, çok soğuk bir cevap verdi. Sinirlendim. Nerden bileyim bana atacağı son mesajın o olduğunu?
 Bir sene daha geçti sanırım. "Birisini sürekli düşünüyorsanız sebebi onun da sizi hep düşünmesidir." olayı gerçek galiba. Çünkü çok alakasız şekilde Mehmet hiç aklımdan çıkmıyordu. Çok önceden mesaj atmıştım ama geri dönmemişti. Çok geçmeden Mehmet'ten mesaj aldım. Sevindim bir an, heyecanla açtım mesajı. Mesaj şöyle başlıyordu: "Kızım ben Mehmet'in annesiyim..." Anlamıştım, aklına koyanı yapmıştı.
 Annesiyle bayağı konuştum. "O" olayın kökünü kazımaya gitmiş ama işler umduğu gibi gitmemiş. Olaylar karmakarışık olmuşken intihara kalkışmış, ölmemiş ama bayağı hastanede yatmış. Demek ki ona mesaj attığım zamanlarda hastanedeymiş. Başta pek inanasım gelmedi sonra annesinin verdiği bilgileri kullanarak araştırma yaptım. Haber gazetelere çıkmış.
 Annesi "Ondan hiç beklemiyorduk herkes çok şaşırdı." dedi. "Ben biliyordum yapacağını." demeye dilim varmadı. Üzüldüm. Çünkü Mehmetle konuştuğum zamanı hatırladım. Olayın yaşandığı tarihe bakılırsa benimle konuştuktan kısa bir süre sonra bunu yapmış. Belki daha ciddiye alsaydım bir şeyler değişir miydi? Teklifin kabul etseydim mesela? Bilemem zaten artık bir önemi yok.
 Neyse şu an hapiste kısacası. Bu hikayenin sonu mutsuz bitti. Normalde bir film olsaydı eminim şöyle biterdi: Erkek ve kız vakit geçirdikçe birbirlerine destek olup sorunlarını çözerler. Çıkmaya başlarlar ve hep mutlu olurlar. Artık erkeğin aklından bileklerini kesip bir yerden atlamak geçmiyordur, kızsa kendisini odasına kapatıp hayali insanlarla konuşmayı bırakmıştır. :)
Aklımı karıştıran ve beni bu yazıyı yazmaya iten şeyse Mehmet'in benden mektup beklemesi. "Tamam yazarım." dedim ama beş ay falan geçti. ^^' Ne yazsam bilemiyorum cidden. Çok iyimser yazmayayım diyorum sonra bakıyorum karamsarlık akıyor. Ne iyimser olsun ne karamsar olsun diyip yazıyorum bir bakıyorum koskaca kağıtta on cümle falan var. Şimdi yazıp atsam annesi "Kızım dalga mı geçiyorsun beş ay oldu?" der ama ona ne olduğunu merak ediyorum. Sonuçta arkadaşım. Neyse atayım terlerse de napayım artık? ^^' Haklı.
Not: Yazıyı okudum da sanki Mehmet çok iyi ve naif biri gibi durmuşken ben çok sürtük durmuşum. Çok detay vermedim ama insanı çileden çıkaran davranışları oldu, yanlış anlaşılmasın.

4 yorum:

  1. Film gibi bir yazı bu. Ama gerçeklerden oluşan. Mektubu yaz. Zaten üzerinden beş ay geçmiş olması her şeyi anlatıyor bence. Mehmet bunu anlar mı bilmiyorum ama dışarıdan bakıldığında kızın çok karışmak istemediği belli. Yine de yaz, kısa olması daha iyi. Ama içinden geleni yaz.

    Bu arada Mehmet'e çok üzüldüm. İyi bir insan olmaması yaptığı şeyde haklı olduğunu göstermez. Üzgünüm ama sana kızmadan edemedim. Yine de o an yaşananları bilmiyorum. Belki bende aynısını yapardım. Şartları neyi gerektirirse gerektirsin, Mehmet yanlış bir karar vermiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bende kendime çok kızdım. Kendimce sebeplerim vardı belki de mantıksız sebeplerdi. Gerçi artık bunun bir önemi yok.
      Eğer onunla yüz yüze tanışmış olsaydım bence durdurabilirdim internetten yapılan konuşmalar çok etkili olmuyor bence (en azından bu kadar ağır bir durumda).

      Sil
  2. Yüzde yüz katılıyorum sana. İnternette gerçekleşen herhangi bir duygu fırtınası ile yüz yüze yaşanan arasında dağlar kadar fark var. Sanki 10'da biri kadar etkisi azalıyor internette. O kadar vahim bence.
    Yine de bu yazıyı yazman ve olup biten her şeyin farkında olman çok yol aldığının bir göstergesi. Seninle gurur duydum. Ben gerçeklerle bu şekilde yüzleşemeyebilirdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. ^^
      (mektubu gönderdim, kısa oldu ama olsun.)

      Sil