17 Haziran 2015 Çarşamba

Sahte Otakular Hakkında Benim de Söyleyeceklerim Varmış

  Son zamanlarda Türkiye'deki anime izleyicisini eleştiren bir sürü yazı okudum ve çoğuna yürekten katılıyorum. Animeleri hayatının merkezine almış, etrafta "Ben bir otakuyum ve animesiz yaşayamam." diyen insanları hedef alan bu tür yazılar çok doğru olsa da ne zaman okusam gülüyorum. Bunun nedeni benim de eskiden bu tip bir insan olmam. Gerçi ben hiçbir zaman ard arda animeler bitiren bir insan olmadım aksine izlediğim animeden çok etkilenmişsem birkaç aylığına anime izleyemezdim. Nerdeyse beş senelik anime hayatımda izlediğim animelerin sayısı azdır ve bunlarda uzun soluklu yapımlar değildir.
  Bu yazının sonu nereye varacak kestirememekle birlikte bu sahte otakulara laf edip duran bazı insanları eleştirecek bir yazı olabilir.(olmayadabilir.) Çünkü ben bu "sahte otakuların" içinden çıkmış birisi olarak biraz da onların gözünden bakmaya çalışacağım.
  Animeler hayatıma girdiğimde daha 14 yaşında ergenliğinin diplerinde boğulan, hayatın tek düzeliğine anlam verememiş ve hayatındaki tek heyecanı sınav notlarının açıklanması olan sıradan bir insandım. O zamanlar takıldığım forumda "Death Note" adında bir konu görmüştüm ve hiç ilgimi çekmemişti. Kısa kesmek gerekirse, bir gün çok tatsız bir olay yaşayıp eve moralim yerlerde gelen ben, hemen bilgisayarı açtım ve kafamı dağıtacak bir şeyler aradım. Sürekli karşıma çıkan "Death Note" başlığını yine görünce "Amaç kafa dağıtmak." diyip izlemeye başladım,kendime geldiğimde hava kararmıştı ve annemin odaya gelip beni dürtmesiyle kendime gelebilmiştim. Bundan sonrası belli. Herkesin bir kaşık suda boğmak istediği kanserlik "Animeye çizgi film diyenler ölsün." tiplerinden oldum. Sanırım kendimi animelere bu kadar kaptırmamın sebebi sessiz ve ezilip duran bir tip olup sonunda beni bu dünyadan koparacak kadar güçlü bir şey keşfetmiş olmamdı. Anime dünyasına Death Note gibi sarsıcı etkiye sahip bir animeyle girmemin etkisi de büyük tabii. "Ya sen nereye varmak istiyorsun?" derseniz ben bu "sahte otakuların"da benimle aynı hisleri paylaştığını tahmin ediyorum ve elbet bir gün bu dönemi atlatacakları için bu kadar sinir yapmanız gereksiz diye düşünüyorum. Beni asıl sinirlendiren kitle, yeni bir şey keşfetmenin heyecanıyla bu durumu abarttığının farkında olmayan çocuklara hakaret edip duran tipler. Dozunda eleştiriye açığım ve sizin neden sinirlendiğinizi anlayabiliyorum. Evet hobiniz hakkında sakince sohbet ederken araya "Ona laf edemezsiniz tamam mı? O benim hayatım!!!" diyen tiplerin girmesi çok sinir bozucu, size lafım yok ama yaşını başını almış ve bu çocuklara olgunlukla yaklaşmak yerine hakaret edip duran tipleri gördükçe gerçekten anlam veremiyorum. Bu sadece animeler için geçerli değil çoğu facebook sayfasında gezerseniz 10-14 yaş arası çocukların paylaştıkları şeyleri çekip bu sayfalara koyan akıllarınca mizah yaptığını düşünen kişileri ve altında terbiyesizce yorumlar yapan yetişkinleri(!) görebilirsiniz. "Bizim zamanımızda böyle değildi, şimdikilerin beyni yok!!" diyen tiplere diyecek çok şeyim olsa da yazının konusu bu değil. Zaten oturduğu yerden yeni nesli eleştirip duran tipleri de eleştireceğim bir yazı yazmayı düşünüyorum. (Eleştirenleri eleştirmeyi seviyorum sanırım. :P)
 Bu "sahte otakular" durumlarının farkında olmasa bile zamanla atlatacaklarını düşünüyorum. Ben bu durumun az çok farkındaydım ve bu bağımlılığım kontrolden çıkınca aileme gidip bir süreliğine interneti kapattırmak istediğimi söyledim. Dürüst olmam gerekirse ben de uyuşturucu etkisi yaratmış animelerden ayrılma sürecim çok zor oldu ama atlattım. Artık benim için hoşça zaman geçirebileceğim bir hobiden başka bir şey değil.
 Bu kanserlik kitleden -bir zamanlar ben de böyle olmuş olsam da- tabii ki ben de rahatsız oluyorum. Zaten bu yüzden şu an takıldığım bir forum yok, kendi köşeme çekilmiş sessiz sessiz bu hobimi yaşayıp gidiyorum. Yine de insanın hobileri hakkında hiç kimseyle konuşamaması çok sıkıcı bir durum olduğu için bu blogu açtım, forumlarda yaşadığım aptal tartışmaları burda görebileceğimi sanmıyorum. Çünkü burda bloglarını takip ettiğim kişiler animelerin bir hobi olduğunu kabul eden ve bir konu hakkında tartışırken seviyeyi düşürmeyen insanlar. (Direkt hakaret etmeye başlamak yerine sebeplerini açıklayarak düzgünce eleştiriyorlar mesela.)
 Yazıyı okuyunca çok şaşırdım çünkü yazmak istediklerim başkaydı ve kelimeler beni farklı bir yerlere götürdü. Aslında yazımın teması "sahte otakular" değil "animelerin hayatımda yarattığı değişim"di. Demek ki bu konuda söyleyecek şeyler içimde birikmiş ki yazı böyle bir yere gitti. Umarım yanlış anlaşılmam, benim burda amacım "sahte otakular"a tamamen cephe almak yerine iki taraftan da düşünebilmekti. Her ne kadar sinirimi bozsalar da bu kadar hakareti hak ettiklerini düşünmüyorum. Tabii bu yazdıklarım ergenliğin buhranında kendini kaybetmiş çocuklar için geçerli. (Bu yaşlarda olup bu yazıyı okuyan varsa onlara sürekli çocuk dediğim için bana kızabilirler ama 14 yaşındaki bir insan benim gözümde çocuktur ve hata yapabilir.) Bu arada izleyen var mı bilmiyorum ama Chuunibyou demo Koi ga Shitai! animesinde bu durum güzel anlatılmıştı. Ana karakter ortaokulda animelerden çok etkilendiği için kendini bir anime karakteri sansa da lise yıllarında bunu atlatabilmişti ve ortaokul yıllarını utanarak hatırlıyordu. İzlerken çok eğlenmemin nedeni ana karakterde kendimi görmemdi belki de.
 Yine de belli bir yaşa geldiği halde hala böyle kanserlik hareketler yapan birisiyle karşı karşıya gelirseniz size "Animeler çizgi film değildir!!" diye böğürürken bir paket hazır ramenle dikkatini dağıtıp hemen o ortamdan kaçın. İyi akşamlar.

8 yorum:

  1. Geçenlerde blogumda bu konuda uzun bir yazı döşemiştim benim yazımın odağı "sahte otakular"du seninkiyse bunlara "laf eden kesim" ki ben oluyorum bu da.

    Ama yazıda orta yolu çok güzel bulmuşsun ve çok başarılı bir şekilde her iki tarafla da empati yapmışsın. O yüzden çok beğendim bu yazıyı her ne kadar odağında olsam bile :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O yazın hakkında yorum yapmıştım ve yazdıklarına da katılıyorum. Yazarken aklımdan senin isminde geçti ama taşlamak istediğim kesimden değilsin. Aslında ben de hep sahte otakulara sinir olan birisi olarak nasıl oldu da kendimi onları savunurken buldum anlamadım.

      Teşekkürler, en büyük korkum yanlış anlaşılmak olduğu için düşüncelerimi düzgünce aktarabilmeme sevindim.

      Sil
  2. Yazdıklarına katılıyorum, bence gayet güzel orta yolu bulmuş ve eleştirmişsin. Birde kendini otaku ilan eden kesimi aşağılayanların kendileri sanki hiç kendileri ergen olmamış gibi davranmaları çok komik oluyor.

    Ayrıca 14 yaşında biri olarak bana çocuk denilmesi fazlasıyla hoşuma gittiğini belirtmek isterim. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. ^^ Sürekli "Biz böyle değildik." tavırlarında olsalarda buna inanmıyorum. Sanırım şu an ergenlikteki çocukların bu davranışlarının göze batmasının sebebi yaygınlaşan internet kullanımı yüzünden bence.

      Rahatladım o zaman. :D Genelde bu yaş kitlesi "Ben çocuk değilim." tavırlarında olduğu için beni linç ederler mi diye düşündüm. :P

      Sil
  3. O dönemi tamamiyle atlatabilmiş (yani animeleri tamamen hobi olarak görmeye başlamış ya da tamamen hayatından çıkarmış) kişiler ne dediğini de anlayacaklar. Anlamayanlar ve küçük çocuklarla "weaboo" diye dalga geçen kesim onların birkaç yaş büyük, dolayısıyla daha deneyimli, kısaca gelişmiş hali. ("Bir üst model" de diyebiliriz hatta.) Çoğumuz animelerle 12-14 yaşlarında tanışıyoruz, ergenliğin filizlendiği dönemde yani, dolayısıyla keşfettiğimiz bu yepyeni dünya karşısında kendimi fazla kaptırıp sonradan utanç verici bulacağımız şeyler yapmamızda ne gibi bir sorun var ki? Animelere bulaşmasak bile nasılsa utanç verici şeyler yapıyoruz. Dediğim gibi bunlara bu kadar takmak da ayrı bir sorun ya da kompleks...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, ne anlatmak istediğimi çok güzel özetlemişsin. Tüm gün anime izlemekten başka bir şey yapmayan ve hiçbir şey üretmeyen belli yaşa gelmiş içi boş insanların eleştirilmesinde bir sakınca görmüyorum ama daha küçücük çocuklara hakaret derecesinde şeyler denilmesi hiç hoşuma gitmiyor. İnsanlardaki bu "ergen" nefretini anlamak güç. Bende pek hoşlanmasam da bu yoldan benimde geçtiğimin farkında olduğum için bir şey demiyorum. Görmezden gel, olsun bitsin.

      Sil
  4. Birinin böyle bir yazı yazması gerekiyordu.

    Bazı hiç ergen olmamış ve hatta 20 yaş olgunluğunda doğmuş "elit" izleyiciler bu küçücük ÇOCUKLARA öyle acımasızca şeyler yazıyor ki hayrete düşersin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet küçücük çocuklarla dalga geçmek moda oldu ne yazık ki.

      Sil