26 Mayıs 2015 Salı

...

Ben küçük bir kızken daha
Sanmıştım insanlar ikiye ayrılır:
Bazıları sahnede ışıklar altında
Geri kalanı izler seyirci koltuklarında

Emindim o sahnedeydi yerim
Olacaktı görkemli bir kaderim
Yıllar geçtikçe anladım oraya ait olmadığımı
Dedim "Bari koltuklara yöneleyim."

Kızgın bir suratla bakıp dediler:
"Sana yer yok git burdan."
Boş koltukları gösterince merakla
"Onların sahipleri var hadi zorluk çıkarma!"

Ait değilsem hiçbir yere
Hayatımı nasıl sürdürecektim?
Korku ve yalnızlık sardı her yanımı
Çalacak bir kapı bile bulamadım

Yürüdükçe uzaklaştım sahne ışıklarından
Hiç kimse görmüyordu artık beni
Bağırsam bile kimseye ulaşamadı sesim,
Gölgesi kendisinden belirginlerden oldum.

Fark ettim işte o an
Üçüncü bir grubun daha olduğunu
Hiçbir yere ait olamayanlardı bunlar
"Ben de böyleyim herhâlde." dedim.

Her hücremle hissederken yalnızlığı
Seslendi birisi karanlığın içinden
"Kurtarmaya mı geldin beni?" dedim.
"Benim işim kurtarmak değil batırmaktır." dedi.

İlginçti yaşamak böyle
Seni batırmak isteyen biriyle
"Benden kurtulmanın tek çaresi" dedi
"Bağlandığım şeyi yok etmektir."

"Ama ölmek istemiyorum ben."
Dedim ağlarken deli gibi
"İşine gelirse" dedi
Bana ezercesine bakarken

Geçti uzun diyebileceğim bir zaman
Alıştım yaşamaya böyle
Benden nefret eden biriyle
Hem de nefesim kadar yakınken

Ne zaman bir şeyi sevsem
Duyardım o pis gülüşünü 
"Şimdilik tadını çıkar." derdi
"Nasıl olsa alacağım elinden."

Böylelikle yok ettim her şeyi
Tüm bağlarımı hiç acımadan
"Beni asla yenemeyeceksin." dedim
"Bak kalmadı kaybedecek bir şeyim."

Küçümseyici gözlerle süzerken beni
"Ben seni çoktan yendim." dedi
Elimden gelmiyordu hiçbir şey
Ağlayıp dua etmekten başka

"Son bir şans istiyorum." dedim hırsla
"Ortaya koyacağım her şeyimi.
Bu seferde başarısız olursam eğer
Savaşmayı bırakacağım seninle."

Emindim kazanacaktım bu sefer 
Alaycı sözlerine güldüm durdum
Kendimi çalışmaya kaptırmışken
Artık onun varlığını hissedemez oldum

Tüm sorunlarım yavaşça çözülüp
Hayatım iyiye giderken
Ne kadar da güzeldi yaşamak
Onun sinsi gülümsemesini görmeden

Önceden beni kovanlar gülümsediler:
"Sana burda yer ayırdık
Eğer devam edersen böyle
Alırız seni aramıza içtenlikle."

Dönecektim işte normale
Sonunda olacaktı ait olduğum bir yer
Neden mutlu olamıyordum peki?
Sinsi surattan yanıt gecikmedi

"Kabul et nedir bu inadın?
Biliyorsun işte başaramayacaksın!
Sen seviyorsun bu bok çukurunu,
Kendini bilerek buraya attın!"

Parmağımı doğrultarak ona tehditkâr bir şekilde
Bağırdım o duygusuz surat ifadesine:
"Kimse sevmez bok çukurunda olmayı,
Düşmeyi ben istemedim sen kaydırdın ayağımı!"

"Kendini kandırmak istiyorsan eğer
Hiç durma devam et keyif senin
Gidiyorum şimdi ama
Bil ki geri döneceğim."

Uzun zaman görmedim onu
Ta ki bir gün düşene kadar
Bu kadar emin yürüyorken aydınlığa
Şaşırdım kaldım ayağımın takılmasına

Çaresizce ağladım düştüğüm yerde
"Demiştim sana boş yere çabalama
Onların arasında tutunamazsın,
Çünkü senin yerin çok arkalarda."

Hâlâ yatarken yerde kasvetli
Zaman geçip duruyordu sürekli
Döndüm ve güldüm ona:
"Tamam." dedim "Yenildim sana."

Çok şaşırdı bu söylediğime
Sinsi gülümsemesi silindi yüzünden
Düşünceli bir tavırla bakarken bana
Bundan sonra ne olacak bilemiyor gibiydi

"Dağlar yürümeye başlayıp kıyamet kopsa dahi,
Hiç tahmin etmezdim senin pes edeceğini."
Yerimden kalkıp giderken yavaşça
Bir ses duydum arkamdan meraklı

"Nereye gidiyorsun?" dedi şaşkınlıkla
"Biraz daha ilerlersen eğer buraya
Ulaşırsın sana ayırdığımız koltuğa
Ve olabilirsin sen de çoğunluktan."

Döndüm sesin sahibine üstüm başım pis
"İnanın" dedim "Ben oraya otursam dahi
Dolduramam o boşluğu elimde değil
Siz en iyisi orayı hak eden birine verin."

Tekrar çekilirken karanlığa
"Haklıydın." dedim sinsi surata
"Bok çukuruna düşmeyi kendim istedim
Seni yanıma çağıran belki de bendim."

Geri dönüşüme giden bir çöp bile
Benden daha değerli inan
Boş boş yürüyüp duruyorum
Hiçbir yöne sapmadan

Yoktu hiçbir acım ama
Kaldıramadım hayatı üzgünüm
Gölge olmaya devam edeceğim 
Bana da bu yakışırdı zaten!

Kızmayın bana, elimden gelseydi eğer
Gider üstü başı yırtık bir çocuğa
Gülümserdim "Hadi değiştirelim hayatlarımızı
Belki sen değerini bilirsin bu içi boş maddiyatın."

Her zamanki sinsi gülümsene n'oldu?
İşte hep istediğin oldu!
Yaşayan bir ölü oldum sayende
İşini çok iyi yapıyorsun aferin!

İçtenlikle yemin ediyorum sana
Dokunabilseydim eğer o aşağılık suratına
Onu öyle parçalara ayırırdım ki inan
Tekrar birleştirmen ömrünü alırdı.

Seni öldürmenin tek yolu
Geçiyorsa bu kalbi durdurmaktan
Demek isterdim: "Ver silahı çekeyim tetiği."
Korkusuzca, hiçbir şey beni tutmadan.

Duymuştum bir keresinde din dersinde
"Kendisini öldürenler cehennemliktir." diye
Sabırsızsın son nefesim için biliyorum
Ama ben günah işlemekten çok korkuyorum. 

Amacım değildi sanatsal şeyler yazmak
Ben de böyle eğleniyorum işte
Ses etmiyor çünkü sinsi surat bana
Kelimelerle oynayıp oyalanırken.

Siz benim gibi gölgeleri görmezsiniz ama
Benim gözüm üzerinizde hep
Biliyorum çoğunuz iyi insanlarsınız
Umarım bir gün yürekten mutlu olacaksınız.



Gereksiz Not: Herkesin ortaya çıkmayı bekleyen bir "sinsi surat"ı vardır. Hiç karşılaşmamışsanız bu yazdıklarım size saçma geliyordur ama size de musallat olmuşsa yalnız olmadığınızı bilin.


2 yorum:

  1. Insanların hislerini bu kadar güzel aktarabilmesi gerçekten inanılmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanın içine dolup taşınca birden çıkıyor işte. ^^

      Sil